Fenerbahçe kötü yönetimde bir markadır

Fenerbahçe Kötü Yönetimde Bir Markadır

FENERBAHÇENİN PRANGALARI, HIZIMIZI KESENLER…

        Fenerbahçe binicisini bulamamış muhteşem bir kısraktır. En iyi, en dayanıklı, en hızlı, en iştahlı bir kısrak neyse Fenerbahçe odur. Binicisiz uzak ara birinci olabilecek iken binici faktörleriyle hep potansiyelinin altında vasatına geçilen bir kısrak. Bu metaforu başka onlarca örnekle verebiliriz.. Bir araç olsa mesela Ferrari, Bugatti, Aston Martin veya Maserati’dir.. Bitiş çizgisinde Doğan görünümlü Şahin’e geçilen! Fenerbahçe amatörce hatta çoğunlukla “ergence” yönetilmektedir. Yönetici profili Galatasaray ve Beşiktaş’la kıyaslandığında genelde hep düşük kalmıştır. Potansiyeli bu yeteneksiz ellerde yıllardır heba edilmektedir.

        Fenerbahçe bir sevda olduğu kadar dramdır. Tüm gücünü aldığı ve kendisini benzersiz kılan taraftarına her türlü üzüntüyü mütemadiyen tattırmaktadır. Taraftarından aldığı güç ve imkanı sonuçlara en az yansıtan kulüptür. Rakiplerinin maç yapacak stadı yokken, sponsor bulamıyor, futbolcu maaşlarını ödeyemiyor, oyuncuların idmana çıkaramıyor hatta maça çıkmayacağı iddia ediliyorken bile arayı açamamıştır. Fransa’da Lyon, İtalya’da Juve, Potekiz’de Porto’nun bir döneme vurduğu mührü en güçlü döneminde vuramamıştır. Bu noktada sadece 2011-2014 yılları için anlayışlı olabilirim. Şike kumpası ağır yara açtı. Bunun çok olumsuz etkileri oldu ama buradan bir Juventus hikayesi çıkarmak mümkün olabilirdi onu da yapamadık..

       Fenerbahçe popüler olduğu kadar antipatik de olmuştur. Biz şampiyon olamıyorsak Fenerbahçe olmasında kim olursa olsun denmiştir çoğu zaman. Rekabet netleşince ve iki ihtimale düşünce neredeyse tüm futbol camiası yarıştığı takım hangisi ise onu desteklemiştir. Bunun onlarca örneğini yaşadık yıllardır. Gücün imkanın kapasitenin bir miktar haset doğurması mümkündür ama gücünüz lafta kalırsa ancak amaçlarına ulaşabilirler. Meşhur tabirle “hakemi de yeneceksin kardeşim” söyleminde Fenerbahçe hakemi pek yenememekte en küçük aksiliklerde tepetaklak dağılmaktadır. Aleyhine en çok ‘hatır şikesi’ yapılan camia olduğu ise  su götürmez bir gerçektir. Fenerbahçe Türkiye futbol düzeni için berekettir aslında. Gittiği her Anadolu şehrine renk katar para kazandırır. Onu yenmek diğer bütün takımları yenmekten hep daha fazla haber olur. O şehri daha mutlu eder. Bu bir zorluktur bir anlamda ama büyüklüğün bir sonucudur. Bunu pozitife dönüştürmekte biraz yöneticilerin işidir. Uyanık olup nefret ettirmeyecek sevdireceksin. Anadolu’da insanların ilk takımı değilsen ikinci takımı olacaksın bu işte o kadar zor değil. Faydasını hiç görmediğimiz o ateşli beyanat ve konuşmalara biraz dikkat edilse yeter. Fenerbahçe bu ülkenin takımı, Yunan takımı değil,bu düşmanlığın sebebini kendi yarattığını görmek zorundadır.

          Emre yanlış seçim! 

     Ne kendine layık başkanını bulabilmiştir, ne hocasını ne de futbolcularını. Bu noktada faturanın büyüğünü başkanlara kesmek gerekiyor. Aziz Yıldırım sonrası Ali Koç bir umuttu bizim için. İlk defa oldukça eğitimli ve görgülü bir başkanımız olacaktı. Maddi açıdan da tüm zamanların en güçlü başkanıydı. Vizyon, gençleşme, alt yapıda köklü değişiklik vs söylemler süperdi. Bugün geldiğimiz noktada daha iki senesi dolmadan en büyük hayal kırıklığına dönüştü. Bu kulüp Emre Belezoğlu, Volkan Demirel gibi ruh sağlığı bozuk insanların elinde oyuncak edilemez. Agresif olmak, çatışmacı olmak, sağa sola parmak sallayıp racon kesmek ilk tercihimiz olmamalı. Bakın bu iki figür yıllardır sportif açıdan faydadan çok zarar vermesine rağmen yaptıkları taşkınlıklar bir kısım ergen için ‘adamlık’ veya gerçek Fenerbahçe’lilik olarak pazarlanmıştır. Sonuç, nefret edilen ne kendi camiasına ne de spor dünyasına bir faydası olmayan bu şahıslar koca çınarın en yetkin isimleri olmak üzereler. “Aslında tanısanız mükemmel çocuklar” diyerek onları pohpohlayan ciddi bir çevreleri de var. Daha mı çalışkanlar, daha mı zekiler, çok mu sistematikler hepsi muamma çok geçimsizler, çok dengesizler kısmı ise net. Fatih Terim örneğinden gidilerek sanırım Türkiye koşullarında ancak böyle başarı sağlanabilir tezini kulübe kabul ettirmişler.

      FB’li federasyon başkanlarının makus talihi…

    Fenerbahçe’nin kimsenin altını çizmediği çok önemli başka bir problemi daha var ki ona değinmeden geçemeyeceğim. Yıllarca başka kulüp taraftarı olan federasyon başkanlarından yakınan Fenerbahçe kendi camiasından çıkan tüm başkanlarla da sorun yaşamıştır. Yakın tarih Fenerbahçeli federasyon başkanlarına bir bakalım.. Şenes Erzik, Abdullah Kiğılı, Levent Bıçakçılar, Ali Aydınlar ve en son Nihat Özdemir.. Bunların bir kısmı kulüpten ihraç edilmiş bir kısmı ise Fenerbahçe’nin gösterdiği tepkiler üzerine federasyon başkanlığından istifa etmişlerdir. Ergen yönetim derken bunu da kastetmiştim. Kendi camiasından çıkmış, tüm hayatını Fenerbahçe’ye adamış kaç başkanımız oldu hepsinin akıbeti aynı. Bu işte bir terslik yok mu ? Bu kadar insanı şeytanlaştırıp taraftarın gözünde satılmış durumuna düşürmek bizim ne işimize yaradı veya yarıyor. Anlamak mümkün değil. Bugün Aziz Yıldırım federasyon başkanı olsa ben diyemem ki onu kulüpten ihraç etmeyiz.

      Fenerbahçe’nin Akıbeti

    Gidişat bana pek umut vermiyor ama bir Fenerbahçe sevdalısı olarak yanılmayı çok isterim. Rahat ve zevkli maç izlemek bile hasrete dönüştü. Ofansif futbolu unuttuk… Kadrosunda kanat oyuncusu olmadan yıllardır top oynayan tek kulübüz. Orta saha göbek veya ön libero denen mevkide 4 takıma yetecek oyuncu barındırıp ofansif kanat transferini kaç sezondur unutan planlaması inanılmaz kötü bir kulübüz. Bu sene biraz nefes alalım sonuçtan bağımsız güzel top oynayalım. Müzedeki kupalardan daha önemli olan benim için yıllar sonra bile bazı maçları açıp izleme isteğidir. Her sezon şampiyon olamayız ama her sezon en az 15-20 maç güzel top oynayabilmeliyiz. Öyle bir sezon olmasını temenni ediyorum.

     Kalın sağlıcakla…

Paylaşmak Güzeldir :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.